Kendimce bir yerden diğerine koşuşturmacalar

Ne diyeceğimi bilmiyorum. Belki uzun zamandır böylesine yalnızdım ama şu anlarda daha çok hissediyorum bunu. Sokaklar bomboş. O kadar kimsesizim ki. Hayır yalnız olmayı sevmiyor değilim ama insanın çevresinde kimse olmamasından olan yalnızlık değil benimkisi. Dayanacak, arkamı dönecek kimsem yok. Sırtımı hep duvara dayamak zorundayım.

Ağlıyorum; birine sarılarak değil kafamı duvarlara vurarak. Küçükken anneme sarılarak ağlardım, lise 1’de Eda’ya sarılırdım. Onlar bana bu duyguyu öğretmişti. Sonra bunu elimden aldılar. Başka kimseye sarılmam, sarılamam. Onların da gitmesini, gideceği zamanı düşünürüm. Zaten ağlayamıyorum da. Sadece bazı zamanlarda, o da bardağı taşıran şeylerde. Neyse, tutunacak dalı yokken insan kendi meşesini yaratıyor. Büyütüyor.

Dik durmakta zorluk çekiyorum. Gözlerimi çok nadir ileriye çevirebiliyorum. Yapmacık gülüyorum. Elimden bir şey gelmiyor. Tam diyorum ki belki de mutlu oluyorum, bok oluyor. Çok boş yazıyorum farkındayım canım günlük, ama n’apıyım? Yürüyüş yolunun ordaki bankta oturuyorum. Buranın havası güzel. Anlatacak veya dünleyecek kimsem yokken nasıl yazmayayım?

He bak mesela tam dedim ki Kardelen benim yuvam, Altınyıldız’a doğru bir bilinmeyene koşuyorum. Neyse, biraz “sadece oturacağım.”

İyi geceler.

Eylül 14, 2015 – 21.04

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s