öf yalnızlık neden üzüyorsun

Gecenin ortasında gözlerim açıldı. Böyle salak salak etrafa bakıp acaba şimdi neden uyandım daha hava karanlık diye düşündüm. Pamuk uyandığımı fark edip dibime girdi ve mırıldanmaya başladı minnoş hareketler yaparak. Onu sevsem mi götümü dönüp geri mi uyusam yoksa gidip yüzümü yıkayıp ders mi çalışsam diye düşünürken içeriden telefonum çalmaya başladı. Hava karanlık. Saat muhtemelen sabah 7’den erken. Gece uyumadan önce “single and fabulous” olduğuma dair düşünceler geçtiğini ve bugünün sevgililer günü olduğunu hatırladım. Aklımdan geçen ilk düşünce kesin Murathan’ın arıyor olmasıydı. Gene bir yerlerde içmiş ve gene aklına ben gelmişimdir diye düşündüm. Sonuçta ikimiz birbirimiz için hep öyle değil miydik?

SingleFabulous.jpg

Telefonu elime aldığımda arayanın Burak olduğunu görüp bir miktar üzülme-şaşırma mix duygularını yaşadım. Ne alaka yani?

Bir ön bilgi vereyim.

Burakla sevgilisi Ecem uzun zamandır karışık bir ilişkiye sahiplerdi. Ecemle hiç tanışmamış olsam bile onu sevmiştim ve “yengem” olarak kalmasını istiyordum-hala bir sıkıntım yok bence olabilir. Ama Burak, eh, Burak’tı. Anadolunun bağrında bile pilavboy olmayı başarmış (!çok aşırı büyük başarı yani pilavboyluk!) bir oğlan tek eşliliğe dönüp birini sevmişti. Anlattığı kadarıyla yani. Ben de hayatında birisi olmasını son sürat desteklemiştim çünkü anlattığı kadarıyla mütiş bir kızdı ve birbirlerini seviyorlardı. Ama son zamanlarda bir şeyler yolunda gitmiyordu.

Bir dönem vardır uzun süreli ilişkilerin yaşadığı: Ayrılıp ayrılıp barışma dönemi. Bu dönemi sağ salim atlatırsanız ilişkiniz evliliğe kadar gidebilir. Ama atlatamazsanız sürekli içinizden parça kopa kopa bitirirsiniz en sonunda tamamen. Siz de karşınızdaki de gereğinden fazla yıpranmışsınızdır. Olmuyorsa zorlamamak lazım derler etrafınız. Ben mi? Ben hiç öyle bir şey yaşadığımı sanmıyorum o yüzden yorum yok. Bir şeyi yaşamadan o şeyi yaşayanlara nasıl davranması gerektiğini söyleyemezsiniz. Sadece düşündüklerinizi paylaşabilirsiniz. İşte bence o dönemi atlatıyorlardı o ikisi bu sıralar.

 

Açtım telefonu. Hatırladığım kadarıyla “askeri okul sınavlarına tekrar gireceğim” ilk cümlesiydi. Hayır uyur uyanık bir haldeyim. Murathanı beklerken tamamen farklı biri aramış. Muhtemelen gene Ecemle alakalı bir şey anlatacak diye gene kendimi hazırlamışım. Bana askeri okul sınavlarından bahsediyor. Sonrasında antidepresan tavsiyesi falan aldı. Benden ilaç istedi. Hayır ama illa alacaksan şunu şu kadar al dedim. Sonra konu Ecem’e geldi ve gerçekten bir erkeğe haksız olduğunu anlatmak kadar zor bir şey yok. Kızı hiç tanımadığım halde anlatış tarzı tamamen onu haklı gösterecek şekildeydi. Rahat bırak artık onu diyemedim. Saçma bir şekilde cümleleri açıklamamı ve erkek mealini yapmamı falan isteyecekti, ama uykum vardı, cidden, ayıkken bile çekilmez.

Bir kız size haksız olduğunuzu söylüyorsa %95 haksızsınızdır. Sadece öylesine bir kız değil de ben size haksız olduğunuzu söylüyorsam %105 haksızsınızdır.

Bir buçuk saat boyunca uykulu uykulu, öksürerek, efendim? diye sorarak, dinlemeye falan çalışarak konuştuk. Böyle bir durumda telefonu kapatamazdım çünkü ben iyi bir arkadaşım dinleyip sakinleştirmeye çalışmak en yapılabilir şeydi. Çünkü bu geçmişte başka eski*çokşükür* arkadaşlarımın yaptığı “ay acaba şöyle dediği için şunu mu anlatmaya çalıştı aslında” “aslında ondan hoşlanıyorum ama evlenmeden olmaz o yüzden nasıl davrancam bilmiyorum” “geçen macten buna çok benzer bi highlighter almıştım ama bu da indirimde sence şimdi alsam zaten açmazsam sonra kullanabilirim mantıklı olur mu” “bana şöyle baktı bi de üstüne gülümsedi sence benden hoşlanıyor mu ama yazmıyor ki” dertlerinden daha önemliydi, ciddiydi. Seneyi aşmış ilişkilere sonsuz saygım vardır. -Mesela 14 yaşındayken 17 yaşındaki birisiyle sevgili oldu diye garip garip baktığımız ve o zaman için bir miktar haklı olduğumuz bir arkadaşımız şimdi o çocukla 7. senesini falan kutluyor. Cidden mükemmel. Aynı üniversitede aynı bölümde falan okuyorlar. Sürekli beraberler. Müslüman olmamama rağmen “maşallah” demezsem bir şey olursa çok üzülürüm. Maşallah.

Neyse, sonsuz bir şekilde dinledim falan Burak’ı ama çözülecek gibi değildi. Hani daha önceleri hep “geri barışırsınız bak gör” diyebiliyordum rahatlıkla ama bu sefer diyemiyordum. Uykudan da olabilir tabi. Ya da depresifliğimden.

Sevgililer gününde (meh tekrar belirtmek çok da şey değil ama insanlar önemli olarak görüyorlar bana da dokundu tabi bu) bir arkadaşım bana sevgilisini/eski sevgilisini anlatıyordu ve benim hem çişim hem uykum vardı. Olabilecek en depresif hallerimden birisi olabilir. Tamam en demeyelim ama çok yani.

Bunları neden mi yazıyorum? Bir fikrim olmayabilir. Ya da oladabilir. Galiba yok.

Belki de şunu sindiremediğim için: Uzun zamandır kimse ile date’e çıkmadım. Cidden en son ne zamandı ağustos eylül civarı falan olması lazım. Belki de daha önceleri. Bu kimse olmadığı için değil, istemediğim için. Bunun farkında olmak beni daha iyi hissettiriyor tabi. Ama arkadaşlarımın ilişki problemleri ile uğraşmak istemiyorum artık.. Hele de sahip olduğum tek ilişki problemi ilişkinin olmaması olduğu zaman.

Bir de şey var şunu istemiyorum sürekli herkesin şansını denediği kız olmak istemiyorum. Erkekler birine yazarken aynı anda 30 farklı kişiye de yazıyor. Ben bunu istemiyorum. Tek olmak istiyorum.

Karşı tarafın benim tek olduğuma inandırdığı durumlarda ise bu sefer şey ortaya çıkıyor direkt kimseye gözükmemek istiyorum.

Yani kimseye direkt siktir git diyemememe rağmen nasıl hayır diyeceğimi şu an çözemedim. İnsanları muhtemel mutlu ilişkilerden de alıkoymak istemediğim için insanca açıklıyorum, şu anda olmaz, yakın zamanda kimseyi düşünmüyorum, git. Sonra bir ben içten içe biliyorum öyle dediğim bir insanın başkasıyla fotoğrafını gördüğümde kıskançlıkla karışık bir huzur yaşadığımı.

Kendini sevmeden kimseyi sevemezsin Elif. Kendini sevmeni dış etkiler, ailen veya arkadaşların, veya erkekler veya türlü alanlarda başarılar sağlamaz. Kendini sevmek sadece sana bağlı bir şeydir. Sen başarabilirsin bunu yapmayı.

Kendini sevdikten sonra ise huzurlu bir şekilde date’lere dönebilirsin böylece gecenin 4ünde telefonun çaldığında kankan kız arkadaşıyla ilgili problemleri anlatmak için aramaz, en azından tek arayan o olmaz ve tamamen farklı bir konu konuşabilirsin.

Hoş, biz Murathanla ne saçmalıyorduk ya. Özledim şerefsizi. Bi bakıyım hala hayatta mı?

Bi kere su içiyorum diye antifriz içtiği için iki hafta komada kalmıştı o yüzden hiçbir zaman emin olamıyorum..

Neyse.

Gidip içinde yoğurt, yeşil elma, muz, portakal, mandalina, tarçın ve chia bulunan efsanevi tatlımı yerken biraz dizi izleyip dersime döneceğim.

x

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s