ben ben gene ben ben ben

Bazen durup dururken şu anda bulunduğum yeri fark edip minnettar oluyorum, çoğunlukla kendime ve anneme, biraz da tanrılarıma.

Neden mi? Çünkü önceki senelerimde bu zamanlarda olan halim aklıma geliyor.

Evet çok aşırı fazla sene geçirmedim dünya üzerinde ama baya değişik şey gelip geçti başımdan.

Bir zamanlar mükemmel, lider, özenilen biri olduğumu düşünürdüm.

Spiritual olduğum zaman herkesi bir miktar korkutmuştum. Eh, beden eğitimi dersinde yapacak bir şey olmadığı için dedikoduya katılmak yerine soyunma odasında sessizce oturmayı tercih etmek biraz korkunç olabilir bazılarınca.

Ezilenlerin yanında olduğumda beni de ezilen saymaya başladıklarını fark etmiş ama gene de umursamamıştım. Bir dönem sürekli insanları gruba katmaya çalışırken sürekli bocalamıştım.

Eskiden olduğum başarıyı yakalayamadığım zamanlar ağır başarısızlık hissi yaşayıp gene de hırslanmayı becerememiştim. Ortalama başarıyla yetinmeyi öğrenmek de güzeldi.

Güzel olmadığımı düşündüğüm zamanlar oldu.

Geleceğe dair umutsuzluk doldum ömrümün çoğunda. Küçükken her yaşımı hayal edebilirken büyüdükçe bir sonraki seneyi göremez oldum. Direkt yani gözümü kapattığımda koskocaman bir karanlık. Bu biraz korkuttu.

Saf halim de oldu. Çok saf. Sadece birkaç kişiye gerçekten anlatabildiğim, hala atlatamadığım ciddi bir saçmalık geçirip hayatımı çok garip bir evreye taşıdım.

Bilmiyorum.

Hiçbir şey beceremeyeceğimi düşündüm belli bir süre.

İntihar. Ölüm.

Her şeyi sevdiğim, nefret ettiğim, korktuğum falan günler geçirdim.

Tüm hisleri olmasa da yaşadığım her hissi sonuna kadar hissettim. Tamam, sonuna kadar değil, henüz bipolar değilim. Hayırlısı

Geleceğe baktığımda kendimi uyuşturucu bağımlısı, gizli ajan, oruspu, aktivist, geri dönüşümcü, amatem görevlisi falan olarak görmeyi başardım sadece.

Hiçbir hayalimde mükemmel kara bir kediyle, küçük ama şirin bir dairede, buzdolabında sağlıklı besinler de bulunurken, Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi olmayı başarabilmiş bir şekilde görememiştim.

O kadar minnettarım ki.

Mutfağım çok güzel. Banyonun ışığını açtığımda havalandırma çalışıyor. Penceremde demirler yok. L koltuğum, kitaplarım, içinde anılarım olan minik bi vitrinim, gurur duymasam da üstünde sevişildiğini bildiğim genişçe bir yatağım, bedenimle doğru orantılı olmak zorunda olsa da güzel kıyafetlerim bulunan bir dolabım, kısacası kendime ait mütiş bir alanım var. Kendi harcamalarımı kendim yönetiyorum yani en azından yönetmeyi öğreniyorum. Doğalgazı istediğim kadar açabiliyorum. İstediğim kadar uyuyabiliyorum. Huzurlu sayılırım ya. Huzurluyum hatta.

Birkaç tane kardeş gibi, onlarca da eh işte dediğim arkadaşlarım var. Beni uzaktan tanıyanlar pek hoşlanmasa da biraz vakit geçirince beni seviyorlar, çünkü güzel bir kişiliğim var, biliyorum.

Kırıldım falan ama salı pazarından aldığım japon yapıştırıcılarıyla kendimi tekrar düzeltebildim bence. Yani o kadar da mükemmel durmuyor ama ayakta durabiliyorum. Kırgınlıklarımın beni çok fazla etkilemesine izin vermiyorum, zaten genelde aklıma gelmiyorlar.

Kendimi ne kadar düşünürsem o kadar seviyorum.

Özgüvenim geri geliyor, yani tekrar kendini gösteriyor. Tabii bir şey hariç ama onu halledeceğim kısa zamanda.

Gittikçe daha iyi olacağım. Bugün dünden daha iyiydim ve yarın bugünden daha iyi olacağım.

Biliyorum

x

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s