Şu an ona söylemek istediklerim

Pazartesi sabah bi mesaj atmış, feysbuktan, bana wpden ya da dcden yaz diye. Ona kısaca haddini bildirip geçtim. Ama daha yazasım, biraz bağırasım veya çükünü kesesim var. Çok sinirli de değilim aslında, sevgi de beslemiyorum. Ama hem sinirli olmayıp hem de sevgi beslemediğim birisi bir yabancı olur benim için. Kesinlikle bir yabancı değil. Onunla tanışmamak ister miydim? Hayır onunla tanışmak ama birlikte geçirdiğimiz iki hafta sonrasında asla onunla muhatap olmamak isterdim. “İlişkileri ne zaman bitirmeniz gerektiğini güzel ayarlamanız gerekir.“-ben

Ona söylemek isteyeceğim roman kadar olması ihtimali olan yazıyı buraya bağırcam şimdi. Muhatap olmak istemiyorum çünkü. Yani istiyorum da, muhatap olmamam lazım. Here we go.

Bana ne yaptığının farkında bile değilsin. Senin anlama kapasiten ve eqn buna yetememiş olabilir, ama o gün çok kırıldım. Baya dayak yemiş gibiydim. Bu hissin geri dönüşü yok. Ben annem değilim. Affetmem. Olmamış gibi davranmam. Kavga çıkacak olursa susup dinlemem. En fazla şoka girerim ama söylemem gereken şeyi söyler ve kurtulmam gereken kişiden kurtulurum. Zaman benim üzüntümü alıp götürmedi. Ben onu bilinçaltımın derinlerine attım. Tıpkı hatırlamadığım diğer şeyler gibi. Hala bazı parçalar aklımda olsa da uyandığım anı unutmuyorum mesela. Ve kapıyı suratına çarptıktan 15 dk sonra bile hala “şaka yapmıştır, ekmek falan almaya gitti kahvaltı için” diye düşünüp bir süre sonra xanax ile sakinleşmem gerektiğini. O gün atakan ve alperenle içtim ve ağladım. Anlattığım herkes çok sinirlendi. Senin bana hala yazmaya yüzün varsa hiç benim perspektifimden bakmamışsın olaya demek ki. Beni önemsemediğini zaten biliyorum. Ama beni önemsemeyen birisi ile duygusal bir ilişkiyi bırak cinsellik bile yaşamayacağımı bilmiyorsun sanırım. Beni tanımaya çalışmamış olabilirsin bile. Hiç. Ve evet kendimi bu kadar düşürmem. Önceleri bu kadar düşürür müydüm, bilmiyorum. Sokakta gördüğüm, hiç tanımadığım bir insan değilsin. Bana bunları hissettiren bir insansın. O gün bile deseydin ki gel takılalım, no strings attached, belki idi cevap çünkü beni o kadar kırmamıştın. Şimdi bunu demen gerçekten sikini kopartmak isteği oluşturuyor.

Hayatıma giren insanlarda, romantik açıdan, gerçekten sevdiğimi düşündüğüm insanlar var. Murathana olan sevgimi asla kaybetmedim mesela. Sadece o sevgi, romantik açıdan çıkıp başka bir boyuta geçti. O boyutun bir adı var mı bilmiyorum. Arkadaşlık da değil çünkü. Ama Murathan ölürse mesela, kalbimin bunu kaldırması çok zor. Ölmesini bile geçtim, ufacık bir zarar görür veya başarısız olursa üzülürüm. Ona dünyadaki tüm iyi şeyleri dilerim. Aşkı falan bulsun isterim. Hiç konuşmuyoruz onunla ne zamandır, hatta en son kötü olabilecek bir şekilde konuştuk ve sonrasında konuşmadık. Ama sevgim bitmedi.

Sevgimi bitirebilen çok nadir erkek var.

Ersin var. Başkalarına benden bahsederken takıntılı manyak demişti. Ona takıntılı olmam pek mümkün değil bu arada. Ama ona aşık olduğumu sanmıştı, sanırım. Buna rağmen sonrasında beraber zaman geçirdiğimizde bir de saygısızlık yapmıştı. Onun sikini koparmak istemem mesela -israf, kendi kendine çürüyebilir- ama okulda görürsem midem bulanıyo ve ciddi anlamda okuldan çıkmam gerekiyor. Sevgi beslemiyorum.

Neydi çocuğun adı diye düşündüğüm frengi çocuk emrah vardı. Gerçekten frengi miydi bilmiyorum tabii ama onun adı frengi çocuk. Anyways. Hikayeyi biliyosun. //Sanırım bloga da yazmıştım zaten.// Geçenlerde yazdı bana, sana yaptığım her şeyin kat kat kötüsünü yaşadım, karma varmış dedi. Daha da kötüsünü yaşar umarım. Küçücük yaşımda -evet kendimden iki sene öncesi için böyle bahsediyorum çünkü baya büyüyorum her geçen gün- başıma bunun da gelmesi çok haksızlıktı. Ona asla sevgi beslemiyorum. Elimde olsa GOT greyjoy sahnesini ona da uygularım. I hope you remember that.

Ve sen varsın. Ne yaptığının farkında bile olmayabilirsin. Ve biliyo musun sana şöyle şöyle yaptın şunu asla yapmamalısın diye ders vermeliyim belki de ileride hayatına girmesi muhtemel dişilere acıdığım için. Ama yapmıycam. Kendileri görsünler. Sana da bir tutam greyjoy sahnesi yazıyorum. Sana sevgi beslemiyorum. Seni sevmemekle de uğraşmıyorum. Keşke her şey farklı olsaydı diyorum ama ikimizin bir hayat kurabilmesi için senin farklı olman gerekirdi, çünkü, again, ben annem gibi bir insan değilim. Ben kabullenmem. Kader buymuş diyip yanında oturup seninle yaşlanmam. Diğer türlüsü”takılmak” için de en azından bana saygı duyman gerekirdi, bu yaz bana saygı duymadığını görmüş olduk.

Neyse.

Benim sevdiğim insanlar, benim tarafımdan sevilen insanlar dönüp dolaşıp üç beş ayda bir tekrar yazıyor bana. Diğer dişilerin de başına geliyo mu bu bilmiyorum gerçekten. Ben bu kürkçü dükkanı olmaktan bıktım. Ve şöyle düşünüyorum, onları benim sevdiğim gibi seven birisinin olmadığını fark ediyorlar. Biraz daha ruhumu daraltıp egolarını kasıp sevilmiş hissedip gitmek istiyorlar. Veya sonsuza kadar benle olmak da istiyo olabilirler hiç sanmıyorum tabi ama, gidenin geri gelmesine izin vermedim çünkü. Only murathan was doing that ve ben de ona yapıyordum ama sanırım bu yalama ilişki için çok olgunlaştık onunla. We grew apart. Neyse eren gerçekten niye bu kadar bahsettim mürüden bilmiyorum. Kısacası;

Seni benim sevdiğim kadar hiç kimse sevmeyecek. Bunu biliyorum. Çünkü benim kalbim gerçekten kocaman. Ve nispeten az kişi var içinde. Bu yüzden yerin boldu. Ve üstelik sevilmeyi hak etmediğin için de muhtemelen çoğu insan bunu fark edip yaklaşmayacaktır sana.

*Burda ayrı bi fact vereyim, hiç romantik bir şey hissetmediğim insandan tut, sadece hoşlanıp hoşlandığımı söylediğim insanı geç, zamanında çok sevdiğim ama şimdi o ayrı ismi olmayan sevgi türüne nakil olan insanlara kadar, herkes benim onlara aşık olduğumu düşünebiliyor. Çünküsünü ben biliyorum. Senin bilmene gerek yok.

Gerçekten söyleyecek başka bir şey kalmamış.

Haa unuttum.

Mide ameliyatı oldum. Klasik anlamda “iyi” birisi olmadığımı biliyorum ama ben kendime göre “mükemmel” bir insanım. Tek eksiğim daha doğrusu fazlam kilolarımdı. Çoğu benim ve diğer her şeyin suçu olsa da senin sayende de bir sürü kilo aldım bu arada. Şimdi o kiloları one day at a time atıyorum. Vücudum da istediğim şekle girdiğinde, tam anlamıyla mükemmel bir insan olacağım. Mide ameliyatına kesin karar verdiğim dönem senin bana bunu yaşattığın zamandan 2 ay kadar sonrasına denk geliyor. Diğer değişkenler de etkiledi tabi ama sen de etkiledin. Ve hayır kilo vermem iyi bir şey olmasına rağmen buna sebep olman çok kötü bir şey. Ve hayır kendi istediğim gibi olduğumda sana dönmeyeceğim tekrar. Belki bir gün seni görüntülü ararım ve “güzel” vücudumu gösterip benim hakkımda üç beş ay düşünüp pişmanlık hissetmeni sağlarım. Biliyorum pişman olursun. Çünkü tanıyorum seni. Nedenlerini ve sonuçlarını da biliyorum.

Bunları söylemek isterdim. Ama tek kelime bile etsem biliyorum ki bir iki ay civarında konuşacağız ve beni yine istemediğim şeylere ikna edecek. İkna olmayı değil düz bir şekilde istemeyi istiyorum. Herhangi bir konuda. Rahatsız hissettiğim şeyleri o an kabul etsem bile sonra beş ay aklımdan çıkmıyor. Pardon altı ay olmak üzere altı ay aklımdan çıkmıyor. İki buçuk seneyi geçen consent travmalarım da var evet. Geçmeyecek. Tekrar olmasını istemiyorum. Gerçekten, sadece greyjoy sahnesi mümkünse ya da yanan bir binanın içindeyse ve onu kurtarailecek tek kişi bensem kurtarmamayı tercih ettiğim sahnede onunla karşılaşmak isterim.

Bu gecelik bu kadardı. Gidip inorganik çalışıcam. Umarım. Kahve.

Tnx for listening guys

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s