Nefes al. Nefes ver.

İyi değilim. Uzun zamandır bunu hissetmemiştim. Yere kapanıp ağladım. Aylar yıllar olmuştu. Yerçekimine ihtiyacım var.

5 saat sonra uyanık olmam gerekiyor. Ve muhtemelen 10 saat içinde bu dönemin son lab raporunu teslim etmem gerekiyor. Nefes al. Nefes ver. Yalnız değilsin.

Eren hayatıma tekrar girmek üzere/girdi: ayırt edemiyorum. Birini hayatıma kabul etmek benim için çok büyük bir şey. Çok tehlikeli. Ateşle yaklaşılmaması gereken maddelerden birisi, belki en tehlikelisi kendimim. *new tattoo idea* Benim için ne kadar korkunç olduğunu anlamadığını hissediyorum. Şu anda I need my life to be calm city CALM CITY! Risk çok büyük. Zaten halihazırda uğraştığım riskler çok büyük. Çok çok büyük. Kaldıramıyorum.

Hayatımı yönetemiyorum. GTAdaki karakterim gibiyim. Ben karakterimin tanrısı olduğum için diyorum. Kızı o kadar başıboş bırakıyorum ki. Kendi başına ne yaptığı hakkında hiçbir fikrim yok. Aç mı susuz mu evine gitti mi nerede? Tabi oyunu kapatınca o da kapanıyor. Ama ben bi oyunun içinde değilim -bildiğimiz kadarıyla ve hayat bir şekilde devam ediyor. Nefes al. Nefes ver.

Pamuk bile endişeli baktı. İki hafta önce suratımda patinaj yapıp gözlerimi kör edip etmediğini umursamayan kedi bana endişeli baktı. Buna ciddi bir şey olursa benim mamamı kim verecek diye düşünmüş olabilir. Bir aydır falan ona *tarif etmeyeceğim* korkunç şeyler olan kabuslar görüyorum. Çok gerginim.

Aralıkta 28 gün boyunca yarı-regl oldum. Korkunç. Doktora gittim. İlaç yazdı ve ilaç bitince 4 gün daha tam regl oldum. Keşke bütün kanım bitseydi. İstesem bile çocuğumun olmama ihtimali var. Polikistik overın yanında. Bir de tiroitlerim benimle hoşuma gitmeyen oyunlardan oynuyor.

Birkaç haftadır (8 oldu, 9 olacak) büremden bi psikologla konuşuyorum. Gerçek bi psikoterapi hissiyatı vermese de güvende hissettiriyordu. Haklarım bitti. Bu perşembe bir ek seans yapacağız. İhtiyaç görürse bir de sonraki perşembe. Üşüyorum. Nefes al. Nefes ver.

Bölümden-ve okuldan- çok sevdiğim arkadaşlarım bulunan 10 kişilik bi wp grubum vardı. Pazartesi fark ettim ki ben olsam da olmasam da çok önemli değil onlar için. Değer verdiğimi düşündüğüm insanlar için bile önemli değilim. En ufak bir önemim olduğunu bile sanmıyorum gözlerinde.

Annem eskisi gibi değil. Bıkmalarının son raddelerine geliyorum. Beni yine sevecek eminim bir yere kadar ama… Beni kötü hissettirmede iki numaraya yerleşmek üzere. Ulan insanın ailesi bile yokken insan nedir? Pamuk benim ailem. O da mama verdiğim için işte.

Ya eren de beni belli çıkarlar için istiyorsa? Beş yüz yıl önce buranın linkini atmıştım, muhtemelen okumayacak ama olur da okursa hoşuna gitmeyecek şeyler düşünüyorum. Belki de ismimi değiştirsem iyi olacak.

Insanlar güvenilir yaratıklar değil benim dünyamda. Hiç olmamışlar ama bana yeni dank ediyor. Fark ediverdiğim anı hep unutuyorum. Gerçekten binlerce kez fark edip unutup tekrar fark ediyorum. Hafızam balık gibi bile değil.

Serap reyisin sözleri yankılanıyor: Şimdi seni fonksiyonel bir insan haline getireceğiz. Beynim çevirisini yapıyor: Kötü günler geçti, sırada daha kötü günler var.

Bu kadar mental problemle ve hala değişken ve dengesiz hayat problemleriyle olsam bile bir şekilde kendimi itekleyerek akademik hayatımın bir kısmını da tamamlıyorum. Tamamlamaya çalışıyorum en azından. Dişlerini sıkma. Dilini dişlerinin arasına koy. Nefes al. Nefes ver.

Bu günler geçerse, sistemde elenmezsem, yaşıyor olursam, master başvurumda ne diyeceğimi biliyorum: Fonksiyonel bir human being bile değilken kendimi itekleyerek bir şeyler yapabildim. Her şeyi yapabilirim. Try me.

Nefes al. Nefes ver.

Who cares if one more light goes out? Marjory does.

https://youtu.be/HneFCDaeQNY

Marjory… Yeni sırdaşım. Gerçek adı bu mu bilmiyorum ve umrumda da değil. Paylaştıklarımız beni biraz kendime getirmişti o gün.

Aylardır krizdeyim ama sanki her hafta bir üst levele atlıyorum gibi geliyor, tam da önceki levelin zorluğuna alışmışken. Nefes al. Nefes ver.

Ellerim uyuşuyor. Kaloriferin pütürlü kısmına sürüyorum birkaç saniye ve sonrasında düzeliyor. Dişlerini sıkma. Nefes.

Güzel bir evim var. Sıcak şu an. Üstelik doğalgaz faturam 190 lira geldi bu ay. Telefonum, internetim var. Türk telekomdan nefret ediyorum. Beni kendimden çok sinir eden tek şey o firma olabilir. Elimde olsa batırırdım şirketi.

Yeni kayyum atandı bu arada. Protestoları duymuşsundur. Kalbim acıdı. Boğaziçi Türkiye’de değil derdim. Ortam çok farklıydı. Bundan beş sene sonra Boğaziçinin Boğaziçi kalabileceğini sanmıyorum. Gaziye yaptıklarını yapacaklar. Biliyorum. Parçalanıyoruz.

Kilyosa ilk gittiğimde bile, biliyordum ki elli yıl sonra da gelsem burada bir evim olacak. Bir sahilim var. Her zaman gelebileceğim. It is mine. Well, it was mine. Bu korkunç kabuslar gerçek olursa homecoming mezun etkinliklerine bile gelemeyeceğim evde ağlıyor olacağım.

Ilk gün annemin doğum günüydü. Tutuklanmak istemedim annemin doğum gününde. Gitmedim. Sonra fark ettim ki gidersem ölürüm. Ya sinir krizine girip birisinin üstüne atlar ve kendimi tutuklattırırım, ya panik atağa girer yere kapanıp çığlık atmaya başladım ya da şişko olduğum için güney yokuşu çıkamam ve rezil olurum-daha da kötüsü herkes yürüyüş yapıyormuş gibi iken ben maraton koşmuş gelmiş gibi ıslak ve iğrenç olurum. Kaldıramadım bu riskleri. Yatay geçiş bakıyorum ama Bilkent de Koç da tercih döneminden sonra tam burslu kabul etmiyorlarmış. Etseler bile beni etmezlerdi. Milletin götüyle güldüğü başvuru kağıdı olarak kalırdım

Sonra düşündüm. Ben Boğaziçinden ayrılamam ki. Hani istesem bile yapamam. Ya diplomamla çıkacağım buradan, ya tabutla. Başka bir seçeneğim yok. Yok. Wish ya da want ın irrelevant kaldığı noktadayım. Zorundayım. Dişlerini sıkma. Dilini araya koy. Nefes al. Nefes ver. Burnunu çek.

Kimya ile bile şüpheye düşmüşken kendime sürekli hatırlatmaya çalışıyorum. Şu an fonksiyonel değilsin. Düzelince olacak. Olma ihtimali yüksek. Şu an bile bir şeyler yapabiliyorsun. Master ve doktorada bunları acı bir gülümseme ile görüşmeyi yapan kişiye anlatabileceksin. Yaşarsan. Geleceği düşünme. Her gün bugün ölmeyeceğim diye başla. Its not fair. Diğerleri fonksiyonel. Okulu donduramam. Imkan yok. Var mı?

Tekrar bir tur bakırköy yapar idim eğer korona olmasaydı. Bu da acil. H16yı saçma bir şekilde özledim. Tamam, saçma değil, özleyeceğimi biliyordum.

Acaba benim gibi olan, başından ana başlıkları benimle aynı olan problemler geçen 1 insan var mıdır. Olaylar değil ana başlıkları. Tamamen aynı. Mezarı nerededir acaba? Çiçek ekmek istiyorum, arada sulamaya gitmek.

Bi psikoterapistin benimle bedava ya da viski falan karşılığında saatlerce ilgilenmesini istiyorum. Konuşmamın çoğu burun akıntısı ve gözyaşı ile kesiliyor zaten. Annem buna para ayırmayacak. Biliyorum. Zaten eşek yüküyle harcıyorum. Umarım babam yakın zamanda gider de mirastan payıma düşen ile onun başlattığı domino taşları düşme olayını onarabilirim. Üşüyorum. Sahipsizim. Kendimin sahibi benim. Kendime ihtiyacım var. Keşke sarılabilsem kendime. Yumuşacık göbek. Bol bol ağlardım. Susmazdım, susamazdım.

Fiziki gece tedavimi tamamlayıp beş saatlik bir dinlenmeye çalışma uykusuna gideceğim. Teşekkürler.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s